29.03.2010 PAZARTESİ 2010 YILI TÜRK EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELERE YÖNELİK BEKLENTİLER KONULU GENEL TOPLANTI THE PRINCE OF ODRYS HOTEL'DE YAPILDI

Yaşadığımız küresel krizin ekonomideki olumsuz etkileri, dünya ticaretindeki daralmalara bağlı olarak sanayi sektöründe de üretimlerin düşmesi, azalması olarak kendini gösterdi.

( 2009 yılında sanayi üretimimiz %9,6 küçüldü. Yine son bir yıl içinde sanayideki istihdamımız 200 bin kişi civarında azaldı.)

2009’un son aylarında sanayide ve ekonomide başlayan canlanma ve üretimin azda olsa artış göstermesi 2010 yılının bir canlanma iyiye gidiş olarak algılanmaya başlanılmasına neden oldu.

<< Krizden çıktık, çıkıyoruz>> diyoruz ama asıl zorlu süreç şimdi başlıyor, Çünki kriz ülkeleri belli ölçüde etkiledi ve değiştirdi.

Kriz sonrasının dünyası bir çok bakımdan farklı olacak. Bu farklılık hem ülkeler için hem de tek tek bütün işletmeler için geçerlidir.
1
Türkiye’nin bugün sanayi ve ekonomisinde iki önemli stratejiye ihtiyacı vardır.
Bunlardan birincisi, sanayinin bundan sonrası için stratejisi ve hedefleri ne olacak,
İkincisi ise istihdamdır.

Kriz döneminde yapılmış ve uygulanmış, başarılı olmuş strateji ve yöntemlerin artık işi bitti.

Bundan böyle kriz sonrasını iyi okuyan, iyi çözümleyen işletmelerde, üretim-satış-finans politikalarına ihtiyaç duyulacaktır. Yeni dönemde dünya pazarları eskisinden daha büyük ve zorlu bir rekabete sahne olacak.

Türkiye bu rekabette, bu mücadelede saf dışı kalmamak için alternatif pazarlara yönelmiştir. Ama alternatif pazarlarda da kıyasıya bir rekabet olacaktır. Ülke olarak, sanayimizi üretimimizi, satışlarımızı bu rekabete göre yönlendirirsek, dış pazarlarda ki rekabette üstünlük sağlayabiliriz.

Kriz döneminde gördükki, krizi fırsata dönüştürüp güçlü çıkan işletmelerin yönetiminde Analitik düşünceye, üretimlerinde de taklitçi üretimden inovatif üretime geçiş çok önemli bir rol oynamıştır.

Diğer önemli stratejimiz ise istihdamdır.

Nüfusu 72 milyonu aşmış bir ülkede güçlü bir sanayi oluşturamaz, yatırımları yapamayıp, üretim sağlayamaz isek büyüyemeyiz, işsizlik sorununu çözemeyiz. 2

İşsizliği azaltan faktörlerin başında sanayi ve sanayi üretimi gelmektedir.
Türkiye’yi geleceğe taşıyacak sektörlerinin başındaki lokomotifi yine sanayidir.

Ama karlılığı giderek azalan, krize rağmen, küresel rekabet koşullarında var olmaya çalışan iş adamı ve girişimci elindeki son derece kıt kaynaklarla rekabeti sürdürebilmek için;
• Teknolojisini nasıl yenileyeceğinin
• İstihdamını nasıl koruyabileceğinin
• Devletin ve yerel yönetimlerin giderek artan taleblerine nasıl yetişeceğinin
• İşini tasfiye etmesi durumunda, kıdem tazminatlarını nasıl ödiyeceğinin hesabını yapmaktadır.


Kriz döneminde bankacılık ve finans sektöründe bir çöküş yaşanmadı.

Tabir caizse bankalar işletmelerin gırtlaklarını sıktılar. Vadesi gelmemiş kredilerin geriye dönüşlerini başlattılar. Kredi musluklarını kapattılar. Neticede bankalar çökmedi ama bir çok işletme çöktü. Kriz döneminde pek çok işletme artı değer yaratmasına rağmen yok olup gitti.

Bu arada anlamada güçlük çektiğimiz husus şu oldu << Küresel krizde, bankaları kar etmekle övünen tek ülkenin biz oluşumuz>> olması.

İstanbul da sanayinin yerleşimini yeniden düzenleyen 1/100.000 ölçekli nazım imar planı, sanayinin konumu ile ilgili pek çok radikal değişikliği gündeme getirmiştir. 3

Plan sanayi kuruluşları ile birlikte , İstanbul istihdamının %40 ını oluşturan sanayi istihdamını doğrudan etkileyecek bir yapıdadır.

Böyle geniş boyutlu, çok katmanlı, kitlesel bir projenin içinde taraf olarak bundan en çok etkilenecek gurup olarak bizlerinde mutlaka bulunması, görüşlerimizin alınması gerekirdi.

Sanayinin yeniden yapılanmasını, yerleşimini düzenleyen bu planın hiç olmazsa bundan sonraki çalışmalarında tüm tarafların görüşlerinin alınarak, planın düzeltilip, düzenlenerek ortaya konulması dileğimizdir.




         

Etkinlik Oku ::